Kilolu olmak psikolojik ayağa olabildiği gibi vücudumuzda oluşan bir rahatsızlığa bağlıda gelişebilir. Çoğu zaman fark etmediğimiz bir vitamin eksikliği, az çalışan bir organ ve/veya bez, metabolik sendrom -insülin direnci hızlı bir kilo alımına ve/veya kilo vermemizi geçiktirebilir. Hamilelik sonrası, sıkı diyetler sonucu, fiziksel aktivitenin ani artışı veya sağlıksız beslenme sonucu oluşabileceği gibi durumlar kolaylık, hızlı ve sağlıklı bir şekilde kilo vermemize engel oluşturabilir.
Vücudumuz da tüm vitamin, mineral ve hormonların görevleri ve bir çok kimyasal ve biyolojik süreçte görevleri vardır. Bu noktada oluşabilecek bir eksiklik çalışma sistemini ve enerji döngüsünü bozacaktır. Burada en önemli ve sık görülenden bahsederek vücudun çalışma prensiplerini anlamaya ve zayıflamak için ne kadar kompleks bir sistem olduğunu anlatmaya çalışacağız.
Calsium – D vitamini- paratiroit hormonu
Vücuttaki işlevleri saymakla bitmeyen kalsiyum, hücrelerin bölünme ve farklılaşmasından, kanın pıhtılaşmasına, vücudun asit ve baz dengesinin oluşmasından, sinir ve endokrine sistemine bağımlı hormonların düzenli salgılanmasına kadar, vücudun her bölümünde önemli yeri olan bir mineraldir. Buna örnek olarak, pankreasın, kanda yeterli miktarda kalsiyum olmaması halinde ensülini salgılamada güçlük çekmesini gösterebiliriz. Kalsium ve d vitamini birbiri ile bağlantılı olduğu gibi birbirleri için vazgeçilmezlerdir.
Geçtiğimiz 20 yıl içinde, kalp, pankreas, kaslar, bağışıklık sistemi hücreleri ve beyin dâhil olmak üzere 40 farklı dokuda D vitamini reseptörleri olduğunu keşfedilmiştir. Bu demek oluyor ki d vitamini işlevi ve yardımcı görevleri oldukça fazladır. Örneğin yeteri kadar D vitaminine sahipseniz vücudunuz beyninize “Yeter artık, doydum!” mesajını veren leptin hormonundan gönderir. Bu bağlamda az D vitamini daha az leptin ve daha fazla açlık hissi demektir. Avustralya’da yapılan bir araştırmaya göre D vitamini ve kalsiyum (D vitaminiyle ortak çalışıyor) açısından zengin bir kahvaltı eden kişiler önlerindeki 24 saat boyunca iştahlarını köreltebildikleri tesbit edilmiş. Süt ürünleri-kalsium aynı zamanda kas gelişimi ve yağ yakımını tetikleyen lösin aminoasitleri açısından da zengindir ki bu sebeple yağ metabolizmasında çok önemli görevleri mevcuttur. Kalsiumun göbek yağlanmaya neden olan stres hormonu kortizolu azaltılması, yağ hücrelerin oluşması ve depolanması yavaşlattığı tesbit edilmiştir. Calsıum ve d vitamini ikilisi açlık hissi ve aşırı yemeye sebebiyet veren insülin direnci baskılamada da çok önelidir. Vücut kitle endeksiniz 30’un üzerinde Obez bireylerin D vitamini ihtiyacınızı iki arttığı ve 30yaş üzeri bireylerin d vitamini ve kalsium emilimlerinin çok düştüğü tespit edilmiştir. D vitamini seviyeleriniz düşük olduğunda paratiroit (PTH) ve kalsitrol hormonlarınızın miktarları yükselir. Bu hormonların yüksek seviyede olması vücudunuzu obur bir organizmaya dönüştürür. Yağları yakmak yerine depolamaya başlanır. Yani d vitamini ve kalsium eksikliği kilo vermede güçlüğe sebep olduğu gibi kiloya sebep olabilir.
İnsülin Direnci
İnsülin; Kas, yağ ve karaciğer gibi kan şekerini kullanan dokulara şekerin alınması ve kullanılmasını sağlayan, pankreastan salınan bir hormondur. Dokularda insülin direnci varsa şekerin dokulara alınıp, kullanılması, yakılması zor olur. Bu durum daha çok insülin salınmasına yol açar. Pankreas daha çok insülin salarak şekerin dokular tarafından kullanılması için adeta “çift mesai” yapar. Aşırı salınan insülin açlık hissine, daha çok yeme ve atıştırmaya neden olarak bir kısır döngü oluşturur. Bu durum hem insülin rezervini azaltır hem de kanda dolaşan aşırı insülin miktarı obezite, hipertansiyon, ateroskleroz gibi kronik hastalıkların oluşması için uygun bir ortam hazırlar. Bu duruma metabolik sendrom denilmektedir ki Türkiye Toplumunda sık çok artmıştır.
Nedenleri;
Sık sık kilo alıp verme
Genetik diabet riski,
Setander yaşam
Yanlış beslenme( basit karbonhidrat yüksek beslenme)
İnsulin Direncinin Yüksekliği ve obezite ile kanser arasında ilişki saptanan çok sayıda çalışma vardır. Ayrıca insülin direnci, şeker hastalığı, inme, kalp damar hastalıkları, ateroskleroz, hipertansiyon, karaciğer yağlanması, lipid yükseklikleri, polikistik over hastalığı ve infertilite gibi birçok hastalık için suçludur. Alzheimer (bunama) ile insülin direnci arasında bağ olduğu da saptanmıştır. Yüzyılın hastalığı kabul edilen insülin direncine çoklu metabolik hastalık sendromu rafine ürünlere, paket ürünlere ve hayatımızda artan basit karbonhidrat içeriği yüksek besinlere bağlamak da mümkün.
Tiroit Bezi
Günümüzde sıklığı artan rahatsızlıklarda biri olan tiroit bezi hastalıkları kilo verme ve alma ile yaşam kalitesini düşüren hastalıkların başında geliyor. Az çalışması ve çok çalışması bireyde çok ciddi metobolik zincirleri kırması nedeniyle düzenli olarak kontrol edilmesi gereken hastalıklardan biridir. Tiroit bezinden salgılan T3 ve T4 hormonu kısaca vücudun hızını kontrol eden hormonlardır. Ayrıntılı olarak bakarsak ise vücut ısının kontrolü, kalp hızının kontrolü, bağırsak sisteminin yavaşlaması veya hızlanması, birçok hormonun az veya fazla üretimi, yağ hücrelerin yakılması ve depolanması…..gibi birçok mekanizmanın kontrolünü sağlar. Kilo problemi yaşayan bireylerin bir çoğunda bu bezin az çalıştığı veya hormon üretmekte zorluk yaşadığını fark ederiz. Bu hormanların üretilebilmesi için beynin TSH üretmesi dışında
PROTEİN
MAGNEZYUM
B12
ÇİNKO
İYOT
B2
C VİTAMİNİ
SELENYUM
D VİTAMİNİ
A VİTAMİNİ besinler vücudda yeterli olması önemlidir. Yani hem bezinin doğru çalışmıyor olması hemde bu vitamin eksikleri kilo amaya sebep oluşturabilir.
Diabet
Yukarı bölümde bahsettiğimiz gibi insülinin fazla salınması, bozulmuş hücre membranı ve salınımı azalmış böbrek üstü bezi